Etiket arşivi: Türkiye

LADY GAGA GELİYOR

Ünlü şarkıcı Lady Gaga, Türkiye’ye 21 tır ve 144 kişilik ekibiyle geliyor.

Konuyla ilgili yapılan açıklamaya göre, “Lady Gaga’s artRAVE: the ARTPOP Ball” turnesi kapsamında 68 şehirde, 78 performans sergileyecek şarkıcı, 16 Eylül’de İTÜ Stadyumu’nda Türkiye’deki ilk konserini verecek. İstanbul konseri, turnenin Avrupa ayağının da ilk konseri olma özelliği taşıyor.

Toplam 21 tır ile İstanbul’a gelecek şarkıcıya sahnede, 14 dansçı ile 5 grup üyesi eşlik edecek. Gaga’nın sahnesi için dev bir bahçe ile 15 dev ağaç, 146 metrelik bir hortumla şişirilecek.

Sahnede giydiği renkli kıyafetler içinde 14 gardrop kıyafeti ile gezen Lady Gaga, konserinde yaklaşık 30 saniyede kıyafetlerini değiştiriyor.

Lady Gaga, İstanbul konserinde Alejandro, Bad Romance, Poker Face, Born This Way ve son albümünde bulunan G.U.Y gibi ünlü şarkılarını yorumlayacak.AA

SURİYELİ MÜLTECİLER SOKAKLARDA YATIYOR

Suriyeliler’in sadece altıda biri kamplarda yaşıyor

Başbakanlık raporuna göre Türkiye’ye göç eden Suriyeli nüfus bir milyon 200 bini buldu. Ancak bunların sadece 219 bini barınma merkezlerinde kalıyor. Dokuzyüz bin Suriyeli çeşitli şehirlerde zor koşullarda hayat mücadelesi veriyor
Suriyeliler’in sadece altıda biri kamplarda yaşıyor

3 yıldır Türkiye’de sığınmacı olan Suriyeliler konusunda bazı illerde yaşanan gerginlik, hükümeti harekete geçirdi. Başbakanlık tarafından hazırlanan raporda “Suriyeli misafirlerimiz üç yıldır kardeş topraklarında” denildi. Kayıt dışı Suriyeliler’in yardım sistemiyle kayıt altına alındığı vurgulandı.

Köprü altlarında, parklarda yatıp kalkan, dilenmek zorunda kalan, 3 yılda drama dönüşen Suriyeliler için Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü yeni rapor hazırladı. Raporda kurulan merkezlerde toplam 482 bin 809 Suriyeli barındığı vurgulandı.

SURİYELİ MÜLTECİLER SOKAKLARDA YATIYOR

900 BİNİ ŞEHİRLERDE

Halihazırda 219 bin 495 Suriye vatandaşının barınma merkezlerinde bulunduğu belirtilerek, barınma merkezleri dışında çeşitli şehirlerde 900 bine yakın Suriyeli’nin yaşadığına dikkat çekildi. Sınırlardan giriş yapan ancak Türkiye içinde hiçbir kaydı bulunmayan Suriyeliler için yürütülen çalışma “AFAD tarafından geliştirilen Elektronik Yardım Dağıtım Sistemi’yle kamp dışındakiler de kayıt altına alınıyor” ifadeleriyle ortaya konuldu.
Bu sistem ile yardıma ihtiyacı olanlar ile yardım etmek isteyenler aynı havuzda toplanıyor.

Her 4 şirketten biri Suriyeli

Türkiye’de yılın ilk yarısında faaliyete geçen her dört yabancı şirketten birisini Suriyeliler kurdu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) verilerine göre, bu yılın ilk yarısında, toplam 5.45 milyar lira sermayeli 30 bin 291 adet şirket kuruldu.

Kurulan şirketlerin yüzde 7.7’sine karşılık gelen 2 bin 331 şirket yabancı ortaklar tarafından kuruldu. Yabancı şirketlerin yüzde 25.1’ine karşılık gelen 585 şirket savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeli ortaklar tarafından kuruldu.

11 BİN SURİYELİ BEBEK TÜRKİYE’DE DOĞDU

Raporda sığınmacılar için yürütülen çalışmalar şöyle sıralandı:

*Barınma merkezlerinde, her biri en fazla 2 bin 500 kişilik mahalleler kuruldu.

*Kişi başı içmek için en az 3 litre; yemek yapma, kişisel ve ev temizliği için kişi başı en az 50 litre su temin ediliyor.

*Her 25 kişiye en az bir banyo kabini, her 20 kişiye en az bir bulaşık tezgahı ve her 20 kişiye en az bir çamaşır makinesi düşüyor.

*Yaklaşık 70 bin Suriyeli çocuk, toplam 850 derslikli 22 okulda, 3 binden fazla öğretmenle eğitim görüyor.

*21 Mobil Sağlık Merkezi, 399 personeliyle hizmet sunuyor.

*Kamplarda dünyaya gelen bebek sayısı 11 bini aştı.

HASAN BOZKURT – BUGÜN GAZETESİ

KÖŞK’TEN ÇARPICI TESPİT

DEVLET Denetleme Kurulu’nun (DDK) Türk savunma sanayii konusunda hazırladığı raporda, “Türkiye yıllar boyunca bu kadar yüksek savunma harcaması yapmış olmasına rağmen, savunma sanayiinin gelişmişliği açısından halen arzulanan düzeye ulaşabilmiş değildir” tespiti yer aldı. Raporda, savunma bürokrasisinin askeri yapıdan oluştuğu belirtilerek, bu yapının siyasi politikalardan destek almadığı vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından DDK’ya verilen talimat kapsamında Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ilişkin faaliyetleri incelendi. Gül’ün 2012’de verdiği inceleme talimatının ardından hazırlanan raporun sonuç bölümünde şu tespitler yer alıyor:

GELENEKSELLİK SORUNU
“Savunma sanayiinin gelişimini engelleyen temel yapısal sorun, savunma politikasının dar bir çerçeve içerisinde belirlenmesidir. Başka bir deyişle, son yıllarda kaydedilen demokratik gelişmeler ve kamu yönetimindeki iyileşmelere rağmen, savunma politikasının tayininde; geleneksel bakış açılarının kavrayıcı olmayan ve bütünsellikten yoksun etkileri hâlâ giderilememiştir. Etkin bir rol dağılımı ve eşgüdüm kültürü üretemeyen bir kamu yönetimi yapılanması içinde; savunma sektörünün ortakları arasında kamu yönetiminin rasyonel olmayan bir şekilde paylaşımı ve ortak politika oluşturma zorlukları, savunma politikasının oluşumunu ve savunma sanayiinin gelişimini olumsuz yönde etkilemiştir.

SİYASETTEN KOPUK ASKERİ BÜROKRASİ
Böylece, çoğunlukla askeri yapı ve yaklaşımların oluşturduğu savunma bürokrasisi, esasen siyaset kurumu tarafından belirlenmesi gereken politika ve stratejiler konusunda siyasetten yeterli girdi almadan çalışma alışkanlıklarını sürdürmüştür. Sonuçta politika ile uygulama arasında olması gereken bağ oluşmamış, siyaset kurumu kendisinin ürünü olarak görüp sahiplenmediği politikaları ihmal etmiş, bürokrasi ise uygulamaya yönelik çalışmalardan politika oluşturmaya kadarki tüm alanlarda bütüncüllükten uzak ve rasyonel olmayan kararlar almaya devam etmiştir.

HARCAMA ARTTI
Soğuk Savaş sonrası birçok ülkenin savunma harcamalarında yaşanan bu düşüşlere rağmen Türkiye’nin savunma harcamalarında belirtilen dönemlerde herhangi bir azalma görülmedi. Sabit dolar fiyatlarıyla 1988 yılında 9,47 milyar ABD Doları savunma harcaması yapan Türkiye’nin bu harcamaları 1998 yılında 19,44 milyar ABD Dolarına ulaşarak 10 yıllık zaman dilimi içerisinde iki kattan fazla artış gerçekleşti. 1988 yılında savunma harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 2,9 iken 1997’de bu ora yüzde 4,1’e çıktı, 1998 yılında yüzde 3,3, 1999 yılında ise yüzde 4 olarak gerçekleşti. 2002 yılından itibaren savunma harcamalarının GSYH’ye oranı azalma trendine girmiştir. Söz konusu oran, 2010 yılında yüzde 2,4, 2011 ve 2012 yıllarında ise yüzde 2,3 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye, 2012 yılında 17,9 milyar ABD Doları ile dünya toplam savunma harcamalarının yüzde 1,03’ünü gerçekleştirmiştir. Ayrıca, savunma harcamalarındaki azalışlar toplam kamu harcamalarının bileşimini de değiştirmiştir.

REKABET İÇİN YETERSİZ
2008-2012 yıllarını kapsayan dönemde Türkiye, dünyanın en çok savunma ihracatı yapan 24’üncü, en çok savunma ithalatı yapan 11’inci ülkesidir. Sektörün Araştırma-Geliştirme harcamaları da gün geçtikçe artmaktadır. Sektörde 2008 yılında 509 milyon ABD Doları, 2009 yılında 505 milyon ABD Doları, 2010 yılında 666 milyon ABD Doları, 2011 yılında 672 milyon ABD Doları ve 2012 yılında 772 milyon ABD Doları Ar-Ge harcaması yapılmıştır. Yaşanan bu olumlu gelişmelere rağmen savunma sanayiimizin ulaştığı seviyenin uluslararası rekabet ortamında yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir. Ülkemizde savunma sanayii firmalarının daha çok iç talebi karşılamak için üretim yaptıkları görülmektedir. Dünya toplam savunma harcamalarındaki değişimler dikkate alındığında, uluslararası pazarların farklı ülkelere kayması sektör oyuncularını güçlü bir rekabetin beklediğini göstermektedir.”

YURT DIŞINDAN TELEFON GETİRENLERE MÜJDE

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, yurt dışından yolcu beraberinde getirilen telefonların kayıt yaptırmadan kullanma süresini 60 güne çıkardıklarını açıkladı.

Bakan Elvan, yaptığı açıklamada, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında kurulan Mobil Cihaz Kayıt Sistemi’nde Türkiye’ye gelen turist ve gurbetçi vatandaşlar için bir çok kolaylık sağladıklarını ifade etti.

Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cep telefonlarının kayıt altına alınmaması halinde 30 gün içinde kapatıldığını hatırlatan Elvan, Mayıs ayındaki Berlin ziyareti sırasında gurbetçi vatandaşlardan bu konuda bir çok talep geldiğini dile getirdi. Bakan Elvan, söz konusu talepler doğrultusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazların Kayıt Altına Alınmasına Dair Yönetmelikte değişikliğe gittiğini kaydetti.

Yapılan değişiklikle yurt dışından yolcu beraberinde getirilen mobil cihazların kayıt altına aldırılması için verilen azami sürenin 30 günden 60 güne çıkartılarak, kayıt süresinin kısa olması nedeniyle ortaya çıkan sorunları giderdiklerini belirten Elvan, şöyle konuştu:

“Özellikle yaz tatillerini geçirmek üzere ülkemize gelen gurbetçi vatandaşlarımız Türkiye’de yeni telefon almak gibi bir zorlukla karşı karşıya kalıyorlardı. Bu düzenleme ile bunu ortadan kaldırdık. Benzer şekilde Türkiye’ye gelen turistler de telefonlarını 2 ay süreyle rahatlıkla kullanabilecekler.”

TÜRKİYE’ YE PETROL MÜJDESİ

Irak Federal Mahkemesi’nden Bağdat’a petrol şoku. Irak Federal Temyiz Mahkemesi, Bağdat yönetiminin, Ceyhan üzerinden yapılan petrol ihracatına itirazını oybirliği ile reddetti. Kararın Bağdat yönetiminin elini zayıflatması beklenirken Türkiye üzerinden Kuzey Irak petrol ihracatını ise kolaylaştıracağı düşünülüyor.

Irak’ta petrol konusunda Kürtlerin eli gittikçe güçleniyor. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) Ceyhan limanı üzerinden ihraç ettiği petrole itiraz için açtığı davada, Irak Federal Temyiz Mahkemesi, Merkezi Irak hükümetini haksız buldu.

IRAK’ta işler siyaseten karmaşık bir haldeyken, petrol konusunda da her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Bir yandan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, (IKBY) Kerkük gibi bölgelerden çekilmeyeceğini beyan ederken, diğer yandan petrol konusunda da eli giderek güçleniyor. Son olarak Irak Federal Temyiz Mahkemesi’nin verdiği karar, IKBY tarafından coşkuyla karşılandı. IKBY’nin resmi internet sitesinden dün duyurduğu karara göre, Irak Federal Temyiz Mahkemesi, Bağdat yönetiminin, Ceyhan üzerinden yapılan petrol ihracatına itirazını oybirliği ile reddetti.
IKBY, Bağdat’tan bağımsız olarak Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı aracılığı ile Ceyhan’a sevk ettiği petrolü, buradaki terminalden dünyaya ihraç etmeye başladı. Günlük yaklaşık 120 bin varil petrol halen
Kuzey Irak’tan Türkiye’ye sevk edilirken, son olarak Kürt petrolünü taşıyan dördüncü tanker Ceyhan’dan Akdeniz’e açıldı. Bağdat, Irak Milli Petrol Şirketi’nden (SOMO) bağımsız olarak petrol ihracatı yapılmasının yasadışı olduğunu savunuyor. Ancak, Irak Federal Temyiz Mahkemesi’nin verdiği son karar, konuya yakın kaynaklarca “Bağdat’ın bugüne kadar dile getirdiği bütün hususlar havada kalmış oluyor” olarak yorumlandı.

BAŞVURUYA RET

IKBY’nin internet sitesinde, Irak FTM kararına yönelik şunlar kaydedildi: “IKBY’nin Ceyhan Terminali üzerinden yaptığı ilk petrol kargosu ihracatının hemen ardından, Irak Federal Petrol Bakanı, Bağdat’ta bulunan Irak Federal Temyiz Mahkemesi’ne, petrol ihracatını engelleyecek bir karar alması için başvurdu. 23 Haziran 2014 tarihinde Bakan’ın başvurusunu görüşmek üzere özel bir toplantı düzenleyen Mahkeme, kararın gerekçelerini de inceledikten sonra oybirliği ile Bakan’ın başvurusunu reddetti. Bakan’ın başvurusu, ‘Irak’ta yürürlükte olan mevzuata aykırı’olduğu gerekçesiyle reddedildi.”

‘Dava düşmedi’

DİĞER yandan, Federal Mahkeme’nin yalnızca Irak Petrol Bakanlığı’nın tedbir isteğini reddettiği ve davanın hala devam ettiğine yönelik yorumlar da yapılıyor. Irak’ta görev yapan bir gazeteci, Mahkeme’nin nihai kararını henüz açıklamadığını dile getirdi.

IKBY: Bariz bir adalet

IKBY açıklamasında şunlar yer aldı: “Bakan’ın iddiaları, petrol ve doğalgaz işlerinin Federal Hükümetin özel yetkisinde olduğu şeklindeki anayasal hükümleri kendi yorumlamasına dayanıyordu. Bu karar ile IKBY, Irak Anayasası’nda da belirtilen, edinmiş haklarına yönelik bir başka önemli aydınlatma daha elde etmiş oldu. Bu bariz bir adalet zaferidir. Bu karar SOMO’nun ve Federal Petrol Bakanlığı’nın uluslararası düzeydeki pervasız çabalarının da başarısızlığa uğrayacağını gösteriyor.”

K. Irak’a günde ek 160 tanker benzin

ENERJİ Bakanı Taner Yıldız, dün Hürriyet’in gündeme getirdiği Kuzey Irak’ın Türkiye’den daha fazla işlenmiş akaryakıt istediği yönündeki haberleri doğrulayarak, günlük 9 bin ton yakıt sevkiyatına ilaveten, 4 bin tonluk yani 160 tanker ek talep geldiğini söyledi.

ABD’den yumuşama

ABD Enerji Bakan Yardımcısı Daniel Poneman, dün Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın da katıldığı Bosphorus Energy Club toplantısı için İstanbul’daydı. Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıda, Bosphorus Energy Club İcra Başkanı Mehmet Öğütçü, Poneman’a “Irak konusundaki kırmızı çizgileriniz nedir” şeklinde soru yöneltti. Poneman’ın, “Irak’ın kuzeyinde de, güneyinde de çıksa petrol Irak’ın petrolüdür” şeklinde bir cümle kurduktan sonra, Irak’ın toprak bütünlüğüne işaret ettiği ve petrol ihracatının federal seviyede yapılması gerektiğini vurguladığı öğrenildi. IŞİD ile birlikte Irak’taki denklemin bozulduğunu dile getiren Poneman’ın, ABD’nin, Irak’taki gelişmeleri yakından takip ettiğini kaydettiği öğrenildi.

Dava düşmedi

Diğer yandan, Federal Mahkeme’nin yalnızca Irak Petrol Bakanlığı’nın tedbir isteğini reddettiği ve davanın hala devam ettiğine yönelik yorumlar da yapılıyor. Irak’ta görev yapan bir gazeteci, Mahkeme’nin nihai kararını henüz açıklamadığını dile getirdi.

3 maddede
kararın önemi

MAHKEME kararının, yürütmenin durdurulması talebinin reddinden ibaret bir ara karar olduğu ve nihai karar olmadığını vurgulayan kaynaklar, kararın yine de önemli olduğunu şu üç maddede anlatıyor:
– Merkezi Hükümet Petrol Bakanlığı’nın Kürtlerin petrol ihracatının engellenmesi ve durdurulması talebi ve bu talebe dayanak teşkil eden Irak mevzuatına dayalı argümanlar, Yüksek Mahkeme tarafından ikna edici bulunmamıştır.
– Bu durumda IKBY’nin Ceyhan üzerinden uluslararası petrol ihracatının, Merkezi Hükümet Petrol Bakanlığı veya SOMO tarafından engellenmesi veya durdurulması, en azından Yüksek Mahkeme tarafından nihai karar verilene kadar mümkün değildir.
– Dava iki senedir devam eden bir davadır. Bu “ara” kararın zamanlaması manidardır. Mahkemenin nihai kararını vermesi bugünkü koşullarda zordur, uzun zaman alabilir. Kürt petrolünün ihracatının bu süreçte devamı önünde hiçbir engel kalmamıştır ve uzunca bir süre bu durum devam edebilir.

ÇATI ADAY EKMELEDDİN İHSANOĞLU İLK KEZ KONUŞTU

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Cumhurbaşkanı ‘çatı adayı’ olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ilettiği Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, gazetecilere ilk kez görüntülü röportaj verdi.
Yeniköy’deki evinden çıkarken gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekmeleddin İhsanoğlu, “Herşeyden önemlisi büyük uzlaşmanın gerçekleşmiş olması” dedi.

DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIMI

İhsanoğlu, “Herşeyden önce büyük uzlaşmanın gerçekleşmiş olmasıdır. Türkiye’de farklı düşünceye sahip iki köklü siyasi partinin uzlaşmış olması Türkiye’de demokratikleşme sürecinin çok önemli ileri bir adımıdır. Mesele şahsımla ilgili olmanın ötesinde uzlaşmanın bizatihi kendisi mühim bir gelişmedir. Uzlaşmanın konusu olan Cumhurbaşkanlığı makamına aday gösterilecek insanın profili ile ilgili hangi vasıflarda olmasıyla ilgilidir. Ve ne yapmasa gerektiği hususundaki uzlaşma. Bu iki partinin sağladığı uzlaşmanın arkasındaki daha geniş mutabakat çok önemlidir. Şahsımla ilgili tarafı bence ikinci derecede önemlidir. Şu safhadaki söyleyeceklerim bu anlayışta olanları tebrik ediyorum, bir Türk vatandaşı olarak. Ve buna muhatap olan bir insan olarak bu teveccühleri için çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

ZAMANI GELİNCE BU KONULARI AYDINLATACAĞIM

CHP içinden adaylığı ile ilgili tepkilerin sorulmasına üzerine İhsanoğlu, “Bu eleştirilerin sahiplerinin kendi görüşleri, saygı duyuyorum. Benim hakkımda belki bazıları tam fikir sahibi değildir. Zamanı gelince bu konuları aydınlatacağım. Şimdi biz bir çalışma içerisindeyiz. Sizlerle daha sık buluşacağız. Bir düzen kuruyoruz. O düzen vasıtasıyla sizlerle daha geniş görüşeceğiz. Biliyorsunuz bütün hayatım boyunca hem yerli, hem uluslar arası basınla çok iyi ilişkiler kurdum. Basının kamuoyunu, halkı bilgilendirme, aydınlatma hususundaki rolüne çok önem veriyor ve saygıyla karşılıyorum. Sağlıklı bilgilerin aktarılması konusunda sizlerin de yardımına ihtiyacım olacak” yanıtını verdi.

GAYET TABİ BİR ARAYA GELECEĞİZ

Ekmeleddin İhsanoğlu, “10 Ağustos’ta seçim var? Meydanlara çıkacak mısınız?” sorusuna “Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor, programlar yapılıyor. Bunları sizlere bildireceğiz” dedi.

İki gündür evde olduğunu ve çalıştığını belirten İhsanoğlu, “Aileniz adaylığınızı nasıl karşıladı sorusuna” gülerek, “Aile sırlarını artık ifşa etmeyelim” diyerek yanıtladı. “Genel Başkanlarla bir araya gelecek misiniz” sorusuna da Ekmeleddin İhsanoğlu,“ Gayet tabi bir araya geleceğiz. Başkalarıyla da bir araya geleceğiz. Basının evel ki günden beri gösterdiği ölçülü tavıra teşekkür ediyorum.” şeklinde cevap verdi.

ONLARI OKUMADAN LEHTE ALEYHTE OLDUĞUMU SÖYLEMEYİN

İhsanoğlu bir soru üzerine de laiklik ile ilgili de şunları söyledi: “Laiklik ile ilgili geçen sene Timaş yayınlarından çıkan Yeni Yüzyılda İslam Dünyası var. Bu kitabın orijinalini 2009 senesinde yazdım. İngilizcesi 2010 yılında ABD’de çıktı. O kitabın ön sözünde din siyaset ilişkileri üzerine fikirlerimi söylüyorum ve laiklik konusundaki düşüncelerimi söylüyorum. Lütfen onları okumadan lehte aleyhte olduğumu söylemeyin. Ben fikirlerimi kaleme alan, yazan ve açıkça ifade eden bir insanım. Gizli gündemi olan bir insan hiçbir zaman olmadım” yanıtını verdi.

(DHA)

ABD’ DEN SERT AÇIKLAMA

ABD yönetimi, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü mensuplarının Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’na düzenlediği baskını “en güçlü” şekilde kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, günlük basın toplantısına, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu arasındaki telefon görüşmesinden bahsederek başladı.

İki Bakanın, “Musul’da bozulmakta olan güvenlik durumuna ve ve IŞİD terör örgütü mensuplarının Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’na düzenlediği baskına yönelik ortak kaygılarını” dile getirdiklerini belirten Psaki, saldırıyı en güçlü biçimde kınadıklarını söyledi.

Psaki, konsolosluk çalışanlarının alıkonulmasına yönelik kaygılarını da dile getirerek, “Türkiye’nin kaçırılan diplomatik personelinin bir an önce serbest bırakılması noktasında Türkiye ve uluslarararası toplumun çağrılarına katılıyoruz” dedi.