5N1K HABER

Erdoğan’dan akademisyenlere çok sert tepki - 2017

Erdoğan’dan akademisyenlere çok sert tepki

Başbakan Davutoğlu’ndan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan da terör olaylarıyla ilgili 1100 akademisyenin imza attığı bildiriye çok sert tepki gösterdi.
Erdoğan, “Kendilerine akademisyen diyen bir güruh terörün yanında saf tutarak devletine kin kustu. Bu barajların en büyük düşmanı hangi güruhtur biliyor musunuz? Bölücü terör örgütüdür. Ve onu destekleyen siyasetçiler ve akademisyenlerdir. Sadece 1200’ü imzalamış olsa da ortaya çıkan durum düşündürücüdür” şeklinde konuştu.

 

 

“SEN DE KÜREK AL ORADA HENDEK AÇ”

Erdoğan’ın hedefinde CHP lideri Kılıçdaroğlu da vardı. Erdoğan isim vermeden, “Terör örgütünün propogandasına alet olduğu için pişman olan kişiyi eleştiriyor. Dik duramadın diyor. Terör örgütünün propogandasına devam etmeliymiş. Daha önce hendekçi teröristleri de arkadaş olarak ifade etmişti. Beyefendi sen de eline bir kürek al orada hendek aç!” ifadeleriyle Kılıçdaroğlu’na yüklendi.

“ÇOK AĞIRIMA GİTTİ”

Sultanahmet saldırısıyla ilgili bazı gazete manşetlerine dikkat çeken Erdoğan, “Sultanahmet’teki canlı saldırıyla ilgili yayın yasağını eleştiriyor. Ne olacaktı. Çok da ağırıma gitti. Fransa’daki saldırıyı benim ülkemdeki bir gazete Fransa çocuklarına ağlıyor derken Sultanahmet saldırısı için Katliam Ülkesi diyor. Sen bu ülkenin yayın organısın.” diye konuştu.

İŞTE ERDOĞAN’IN AÇIKLAMALARININ SATIR BAŞLARI

Gezi olayları sırasındaki taleplerinden birisi de HES inşaatlarının sona ermesiydi. 17-25 Aralık operasyonuna bakıyoruz bu HES projelerine imza atan iş adamları olduğunu görüyoruz.

Siz Avrupa’da HES inşaatını protesto edenleri gördünüz mü? Kendi milletine düşman siyasetçiler ve medya kuruluşları göremezsiniz. Maalesef bedeni bu topraklarda yaşayan ama ruhu milletin değerlerine düşman sayıca az ama sesi çok çıkan bir kesim var. Buldukları her fırsatta içlerindeki çirkinliği ortaya koyuyorlar.

Kendilerine akademisyen diyen bir güruh terörün yanında saf tutarak devletine kin kustu. Bu barajların en büyük düşmanı hangi güruhtur biliyor musunuz? Bölücü terör örgütüdür. Ve onu destekleyen siyasetçiler ve akademisyenlerdir. Sadece 1200’ü imzalamış olsa da ortaya çıkan durum düşündürücüdür. Benim itirazım bu akademisyenlerin farklı düşünmelerine değil. Türkiye’nin demokraside geldiği yer itibariyle farklı görüşlere elbette saygı duyuyoruz. Buradaki mesele kendilerine akademisyen diyen kitlenin tamamı yalandan terör örgütünün dilini üslubunu kamuoyuna aktarması. Bunun ifade özgürlüğüyle bir ilgisi bulunmuyor. Bu ülkenin birliğine beraberliğine karşı olan herkes bizim karşımızdadır.
Bu ülkede ikinci bir bayrak dalgalandırılamaz. Rengi şehidimizin kanıdır. Bağımsızlığımız ifadesi olan hilalimiz ve şehidimizin sembolü olan yıldızımız var.
Milletime sesleniyorum. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. Tabii ki yeri geliyor canımız yanıyor. Şehitlerimiz toprağa düşüyor. Toprağa düşen şehitlerimizle toprak vatan oluyor.

Bildiri imzalarını sineye çektik peki kendi ülkesine yabancıları davet etmek neyin nesidir? Bu mandacı zihniyeti biz çok iyi tanıyoruz. 100 yıl önce bu topraklar 4 bir yandan işgal edilmeye çalışıldığında da ayı şeyler arzı endam etmişti.
Dünya üzerinde hiç bir devlet topraklarına yönelik saldırıya karşı sessiz kalmaz. Kendi vatandaşlarının can ve mal güvenliklerinin hendekle bombalı barikatlarla tehdit edilmesine rıza göstermez. Bakın dün gece, Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde teröristler polis lojmanlarına saldırdılar. Bombalı araç roket ve silahlarla gerçekleştirilen saldırıda 1 polis ve 5 kişi hayatını kaybettir. 39 kişi yaralandı. Şehit polisimize Allah’tan rahmet diliyorum. Çınar saldırısı dahi terör karşısında haysiyetli bir duruş sergilemeyenlerin karanlık yüzünü göstermeye yeter.

(Dik dur eğilme bu millet seninle) Ondan hiç endişeniz olmasın. Biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz başka yerde asla!

BUNLAR AYDIN DEĞİL KARANLIK
Bu sözde aydınlar aydın değil, bunlar karanlıktır. Zira bunların vatan diye bir meselesi yoktur. Millet diye meseleleri yoktur. Milletin varlığına yönelik saldırılar karşısında gereken tedbiri almak bizim en başta gelen vazifemizdir.
Devletin olmadığı yerde ne özgürlük ne hürriyet olur. Devletin olmadığı yerde kaos olur gözyaşı olur.
Güneydoğu’da teröristlerin yol açtığı sıkıntılar ortasında vatandaşlarımızın hukukunu korumak zorundayız. Güvenlik güçlerimizin sivillere zarar vermeden hareket etmeleri, bu bölgenin teröristlerden arındırılması sürecini zorlaştırıyor. Bitişik evler alttan birbirine tünellerle birbirine bağlanmış. Vatandaş göç ettiriliyor oralara teröristler giriyor.
Can güvenliği, mal güvenliği ve neslin korunmasını devlet olarak sağlamak zorundayız. Biz çözüm derken bir yerlerden geldik. Milli birlik ve kardeşlik süreci dedik. 3-5 günde teröristlerden arındırılabilecek alanlar haftalarla aylarca sürebilir, sürebiliyor. Burada devletin bir aczi yoktur. Bu iş çözülmeden bu operasyonlar bitmeyecektir. Bunu da bilin.

1100 SÖZDE AYDINDAN İZİN ALARAK MI ÜLKEYİ YÖNETECEĞİZ?
Biz 780 bin metre karelik vatan topraklarını 1100 sözden aydınlardan izin alarak mı yöneteceğiz? Biz yetkiyi milleten aldık. Sonuna kadar da kullanacağız.
Kürtlerin temsili falan diye bir şey yok. Tam aksine bunlar benim Kürt kardeşlerimin mahremiyetlerini bile çiğniyorlar. 6-7-8 Ekim olaylarında Eş Başkan benim Kürt kardeşlerimi sokağa davet etmedi mi? Benim o zaman 50 tane kürt kardeşim ölmedi mi? 15 yaşındaki Yasin Börü’yü binanın 3. katından aşağı atıp çiğnemediler mi? Yasin BÖrü kurban eti dağıtıyordu. Buna benzer nice olaylar var. Biz bu ülkede 78 milyon vatan evladına hizmet verdik.
Baraj yapılmasını istemiyorlar. Ilısu Barajı ile çektiklerimizi bir bakanım bir de müteahhitler bilir. Ama biz onlara rağmen Ilısu barajını yapıyoruz yapacağız ve bitireceğiz. Onlar yıkar biz yaparız. Aramızdaki fark bu.

Terör örgütünün yanında yer almak için sözde akademisyenler gibi ruhunuzun kararması lazımdır. Milletimizin bu mandacı artıklarına gerekli cevabı vereceğine inanıyorum. Ben ilgili kurumlarımıza sesleniyorum. Anayasamıza göre açık suç teşkil eden bu ihanet karşısında Anayasal ve yasal gerekenleri yapacaklarına inanıyorum. Buradan asla taviz verilemez. Sadece bu sözde akademisyenlerin değil kimi siyasetçilerin benzer tavırlar içinde olduklarını üzülerek görüyorum.
Terör örgütünün güdümünde olan siyasi temsilcileri saymıyorum. Onlar benim gözümde siyasetçi değil terör  örgütünün maşasıdır. Bunların tek yaptığı terör örgütünden aldığı emirleri yerine getirmekten ibarettir. Böyle bir siyaset olmaz. Bu şekilde davranan siyasetçi de olamaz. Genel Başkanları başta olmak üzere Ana Muhalefet liderinin rotaya koyduğu tutumlar ve ortaya koyduğu ifadelerdir. Terör örgütünün propagandasına alet olduğu için pişman olan kişiyi eleştiriyor. Dik duramadın diyor. Terör örgütünün propagandasına devam etmeliymiş. Daha önce hendekçi teröristleri de arkadaş olarak ifade etmişti. Beyefendi sen de eline bir kürek al orada hendek aç!

“AVRUPA’NIN ÇİFTE STANDARINDAN BIKTIK”
Sultanahmet’teki canlı saldırıyla ilgili yayın yasağını eleştiriyor. Ne olacaktı. Çok da ağırıma gitti. Fransa’daki saldırıyı benim ülkemdeki bir gazete Fransa çocuklarına ağlıyor derken Sultanahmet saldırısı için Katliam Ülkesi diyor. Sen bu ülkenin yayın organısın.
Biz Avrupa’nın çifte standardından bıktık artık.

Biz kanayan yaralar karşısında ciğeri yanan zalimin hasmı mazlumun da dostu olan bir milletiz. Biz daha fazla da olsa gelen mazlumlara bu topraklara ev sahipliği yapmaya ensar olarak görev yapmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin bölgesel krizleri tetiklemesiyle sıkıntılı bir dönemden geçtiğini biliyorsunuz. İstikrar ve güven ortamına sımsıkı sarılmalıyız. 7 Haziran’daki kısmi kaosun kimlere nasıl cesaret verdiğini gördünüz. 2015 yılı tüm zorluklara rağmen kayıp bir yıl olmamıştır.

İlk 3 çeyreğinde yüzde 4’lük büyüme ile ülkemiz OECD ülkeleri arasında 2. sırada G-20 ülkeleri arasında 4. sırada yer alıyor. 11 ayın sonuçlarına göre bütçe açığımızın milli orana oranı yüzde 1.3 ile gerçekleşti. En ciddi olumsuzluk ihracatımızın düşmesiydi. Bir önceki yıla göre yüzde 12’lik gerileme ile 144 milyar dolar oldu. Tüm bunlara karşı dış ticaret açığımızın azalmasını önemli bir kazanım olarak görüyoruz.
Uluslararası yatırımlar konusunda da benzer bir noktadayız. Doğrudan yatırım tutarı 14.1 milyar dolara yükseldi. Bizim için ideal değil. Biz 22 milyar doları gördük. Daha iyi olacak buna inanıyoruz. 2002-2014 yılları arasında Türkiye’nin ihracat hacmi 4.2 katına yükselmiştir. Türkiye büyümesinden taviz vermemiştir vermeyecektir. Türkiye sadece bulunduğu bölge ile sınırlı bir ticaret vizyonunu geride bırakmıştır. İhracatçılarımız hemen farklı pazarlara yöneldi. İnandığın zaman taşı sıkar suyunu çıkarırsın. Dünyanın neresine gidersek gidelim orada iş adamlarımızla karşılaşıyorum. Başarı hikayelerini dinliyorum. İş adamlarımızı ben “Akıncılar, Alperenler2 olarak görüyorum.
Bana göre para ile birlikte gönül kazanmak için de çalışmayan vatandaşımız vazifesini eksik yapıyor demektir.
Enerji sektörü bu bakımdan öncelikli alan. 2019 yılında Türkiye’nin hidroelektrik oranını 127 milyar kilovat saate ulaştıracağız. Nükleer santral başta olmak üzere diğer imkanları kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Her kimki milletimizin geleceği için taş üstüne taş koyuyorsa onlara teşekkür ediyoruz.
Her kim ki bu ülkenin tekerine çomak sokmak isterse onlarla da mücadele edeceğiz.

Enerji sektörü bu bakımdan öncelikli alan. 2019 yılında Türkiye’nin hidroelektrik oranını 127 milyar kilovat saate ulaştıracağız. Nükleer santral başta olmak üzere diğer imkanları kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Her kim ki milletimizin geleceği için taş üstüne taş koyuyorsa onlara teşekkür ediyoruz.
Her kim ki bu ülkenin tekerine çomak sokmak isterse onlarla da mücadele edceğiz.

HES’lerde bu sözde akademisyenlerin önüne geçmek için neler yapmak istediğini bilirim. Yeşili biz isminde yeşil olanlardan çok daha fazla severiz. Onlarınki Greenpeace’tir bizimkisi tam anlamıyla yeşildir.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER