Kategori arşivi: SAĞLIK

Tüylenme Problemi ve Çözümleri

Tüylenme problemi

Tüylenme tabir-i caizse Adem ile Havva’dan beri başımıza dert olan bir problem. Gerek baylarda gerek bayanlarda bu sıkıntıyla karşılaşabiliniyor. Tüylerimiz aslında vücudumuzda çok önemli görevlere sahiptir. Bunlar cildimizi toz ve kirden korumak, vücut sıcaklığını kontrol etmektir.

Tüylenmenin nedenleri

Tüylenmenin genel olarak nedenlerini sıralayacak olursak;

– Hirsuitzm; bu sorunun sebebi hormonsal bozukluktur.
– Dönem dönem meydana gelen hormonsal değişimler
– Kadınlardaki androjen seviyesindeki artış
– Polikistik over sendromu
– Böbrek üstü bezlerindeki tümör
– İnsülin direnci
– Cushing

Tüylenme Belirtileri

Yüzdeki anormal tüy gelişimi, kısa zamanda vücuttaki tüylerde artış, vücuttaki kas yoğunluğunda artış,seste değişmeler ve aşırı akne tüylenmenin belirtileri arasındadır.

Tüylenmeye Karşı Doğal Yöntemler

Ev yapımı peeling : bu yöntemde zerdeçal tozu, besan unu ve su karıştırılarak bir karışım elde edildikten sonra elde edilen bu hamur tüylenmenin fazla olduğu bölgelere masaj yapılarak uygulanır ve kuruması beklenir. Kuruduktan sonra suyla yıkayarak durulayın.

Ponza taşı yöntemi : eğer ponza taşını düzenli olarak banyoda iken hafifçe ovarak uygularsan tüylenme sorununa yardımcı olduğunu görürsün.

Bir diğer karışım : bal, limon ve toz şekeri iyice karıştırın. Karıştırdıktan sonra bu karışımı ısıtın ve tüylerinize uygulayın ve daha sonra çekin. Eğer bu yöntemi kullanmak istiyorsanız tüyler yoğun ve uzun olmamalıdır. Bu yöntem etkilidir ama acılıdır.

Eski bir rus tarifi : bu yöntem için ceviz kabuğu ve su kullanacağız. Bu yöntemi şöyle uygulayacağız: ceviz kabuklarını kurulayın ve sonra yakın, eğer krem benzeri bir karışım istiyorsanız yanan ceviz kabuklarının külleri üzerine su dökün. On iki saat boyunca bir kapta bekletin ve sonra bir pamuk aracılığıyla emdirin. Tüylenme sorununuzun olduğu bölgeye bu karışımı uygulayın. Eğer işe yaradığını düşünüyorsanız bu uygulamayı günde üç kere uygulayın. Yarım saatlik uygulamayla bu karışım etkili olacaktır. Bu yöntemle önce tüylerin büyümesi durur sonra tüyler tamamen yok olur.

Limon ve tuz kürü : bu yöntemde kullanılacak malzemeler limon, tuz ve sudur. Bu yöntemi ağda sonrası uygulamalısınız. Bu yöntemi şöyle uyguluyoruz: bir tane limonu sıkın ve bir kapta tuzla beraber karıştırın. Ağda yaptıktan sonra ağda yapılan bölgeye bu karışımı uygulayın. Bu karışım ağdadan sonra üç-dört saat ağda yapılan bölgede kalmalıdır. Bu yöntemle üç-dört kere uyguladıktan sonra sonuç alındığını göreceksiniz. Bu yöntemde ilk önce tüylerin çıkışı yavaşlar daha sonra tüyler azalmaya başlar. Bu karışım tüylerin köklerine nüfuz ederek zayıflatır. Ancak dikkatli olunması gereken nokta yanma hissetmeye başlandığı an sürülen bölgenin hemen yıkanmasıdır. Eğer cildiniz hassassa yanma hissedebilirsiniz.

Nane çayı : nane çayı normal çay gibi demlenir. Demlendikten sonra tüylü bölgelere sürülür ve yıkanır. Bu yöntemde yine diğer yöntemler gibi tüyleri azalttığı söylenir ama diğerlerine göre daha az etkilidir, tüyleri azalttığı bir iddiadır.

Kısa Kısa Cevaplar

yüzde tüylenme nasıl geçer : Önerdiğimiz çözümlerden birini kullanabilirsiniz.
kadınlarda tüylenme için hangi doktora gidilmeli : Cildiye bölümü tedaviye başlama için en iyi bölümdür.
yüzde tüylenme yapan kremler : Badem özlü tüm kremler.
aşırı tüylenme bitkisel çözüm : Önerdiğimiz çözümlerden birini kullanabilirsiniz.
tüylenme için nane : Etkin bir yöntemdir. Halk içinde çokça kullanılır. Nane çayı kürünü kullanın.
kadınlarda tüylenme tedavisi : Eğer bitkisel çözümlerle sonuç elde edemezseniz mutlaka doktora başvurun
kadınlarda tüylenme nerelerde olur : Yüzde, karın bölgesinde, bel bölgesindeki tüylenme normal dışıdır.

Sizde yorum bölümünden tecrübelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Rahim Nedir – Ne İşe Yarar – Nerede Bulunur

Rahim Nedir

Kadının gebeliği boyunca fetusun (bebeğin) can bulduğu, yerleştiği doğuma kadar gelişimini sürdürdüğü ve en sonunda da doğumu gerçekleştiren organdır. Rahim genel olarak 3 bölümden oluşur, vajina önünde rahim ağzı denilen (serviks) bulunur, ortasında rahim (ana bölüm) boşluğu, yanlarda da boynuz şeklinde Fallop kanalları (tüpleri) yer alan, kasılma ve genişleme kabiliyeti çok güçlü kaslardan oluşan ters armut şeklinde olan bir organdır.


Rahim Ne İşe Yarar

Rahim (uretrus-uterus), genel olarak kas yapısından oluşan güçlü bir organdır. 3 tabakadan oluşmaktadır. En dıştan içe doğru saymak gerekirse dışta bir perimetrium adında ince fakat sağlam zar bir kısım, ortada miyometrium adında en kalın bölümünü oluşturan kas kısmı ve en iç bölümde de endometrium denilen rahim boşluğunu oluşturan hormonları salgılayan, dengeleyen ve gebelikte bebeğin yerleşip geliştiği kısım vardır.


Rahim Nerede Bulunur

Meshaneyle (sidik torbası) rektumun arasında ve dölyolunun(vajina) üstünde yer alan şekil olarak ters çevrilmiş armuta benzeyen bir yapıdadır.


Rahim Resmi – Şekli


Rahim Büyüklüğü

Henüz doğum yapmamış kadınlarda 5-6 cm uzunluğundadır, genişliği ise 4 cm’dir. Ağırlığı yaklaşık 50 gr’dır . Kendini çok hızlı yenileyebilen bu organ doğum yapmış kadınlarda ise 6.5-7 cm uzunluğundadır, genişliği 5 cm’dir. Ağırlığı ise yaklaşık 70 gr’dır.

Rahim, doğum yapmadan önce bir limon büyüklüğündedir. Gebe kadınlarda bebek büyüdükçe büyür ve 4 kğ’lık (ve çoklu doğumlarda daha fazlası) bir bebeği koruyabilecek kadar büyür. Allah’ın bir yaratılış mucizesidir.

Doğumdan hemen sonra, yani yaklaşık 15 gün sonra (tam olarak dönmesi 40 gün), eski durumuna döner. Rahmin bu yenilenme veya eski formuna dönme yeteneği başka organda yoktur.


Organ Üretebilen Tek Organ Organ : Rahim!

Bir kadın gebe kaldığında rahim bebeği içine alacak yeni bir organ oluşturur. Gebelikte anne karnındaki bebeği bebeği besleyecek ve gelişimini sağlayacak olan plasenta kadında daha sonradan oluşan ve bebekle beraber anne bedeninden ayrılan bir organdır.

Plasenta, bebek ve anne arsındaki en güçlü irtibattır. Hem fijyolojik hemde duygusal bağ sağlar. Unutulmamalıdır ki anne ve bebek arsındaki ilişki anne karnında başlar. Plesanta rahim duvarına bitişiktir. Bir kordon aracılığı ile bebeğe bağlanır.

Plesanta insanlığın ortak bir inancı kültürü olan yaşam ağacı dediğimiz şekle çok benzer. Tüm kültürlerde insanlığı ve insanlığın başlangıcı olarak kabul edilen ağaca benzerliği çoktur. Plasenta kelime anlamıyla (Kraliyet İngilizcesi),bugün yaş pasta olarak bildiğimiz yuvarlak keke anlamına gelmektedir. Bizler doğum günlerimizde özel olarak bu pastaları kullanırız.

Zatürre ile Savaşmanın Doğal Yolları

Zatürre ile savaşmanın doğal yolları

Zatürree ile mücadele eden pek çok insan olduğundan, zatürree ile savaşmak da ciddi bir önem taşımaktadır. Zatürree ile nasıl mücadele edileceğinin yöntemlerine girmeden önce zatürreenin neden kaynaklandığını ve belirtilerini anlatmak gerekmektedir.

Zatürree, akciğerlerin iltihaplanması ile gerçekleşmekte olup, bakteri, virüs ya da mantar gibi mikro organizmaların enfekte edici etkilerinden kaynaklı oluşmaktadır. Çoğunlukla bakteriyel bir etki nedeni ile oluşan zatürreenin belirtileri arasında, akciğerlerde oluştuğundan, bu bölge ve çevresinde ağrı, solunum zorluğu gibi etkiler gösterilmektedir.

Bu belirtilerin yanı sıra soğuk algınlığında da görülen, ateşlenme, şişmiş bezeler halsizlik ve kırgınlık gibi belirtiler de görülmektedir.

Genellikle tıbbi tedavi yöntemleri ve antibiyotikler kullanılsa da, tamamen doğal yöntemler ile de tedavisi mümkündür. Bu tedaviler ile zatürreeyi yenebilir ve yaşamınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Bu tedaviler iki şekilde tanımlanabilir ve bu tanımlar kişini beslenmesi ile ve vücut bakımı ile ilgilidir.

Nasıl Beslenmeli

Beslenme stratejinizi geliştirmeden önce, hangi besinlerin ne gibi etkilerinin olduğunu bilmelisiniz. Zatürree

akciğerleri etkilediğinden, anti oksidan özellikleri olan ve bronşlarınızı temizleyip açabilecek özelliklere sahip olan bazı yiyecekler vardır.

Bu yiyecekleri kullanarak, zatürree semptomlarını azaltıp ortadan kaldırabilirsiniz. Bu besinler arasında en fazla antioksidan özellik taşıdığı bilinen sarımsak da vardır. Sarımsağın yanı sıra, havuç, turp, kereviz gibi besinler de var olup, bu besinlerin suyunu içmek de zatürreeye karşı ciddi bir etki gösterecektir.

Soğan ile birlikte bal tüketilmesi de bronşların açılmasında önemli bir rol oynayacağından, zatürree tedavisinde yardımcı olacaktır.

Bunların yanında zatürree olan kişinin kesinlikle hayvansal gıdalar ile beslenmemesi, aksine bitkisel gıda ürünlerini tercih etmesi gerekmektedir.

Bu yolla kolay emilimi olan bitkisel ürünler tercih edilecek, ancak bu bitkisel ürünler de protein bakımından zengin olan ve zatürreenin yaratmış olduğu enfeksiyonlar ile mücadele edecek olan bezelye, patlıcan ve patates gibi sebzelerden seçilecektir.

Zatürree hastalığından muzdarip kişilerin mutlaka beslenmesine dair bir strateji geliştirmesi ve bu stratejiyi disiplinli bir şekilde uygulaması gerekmektedir. Bu şartlar altında zatürree etkileri zayıflayacak ve kişinin iyileşme süreci başlayacaktır.

Okaliptus ile Yapılacak Bakım Zatürreeden Koruyabilir

Zatürree olan kişinin akciğerlerini rahatlatacak ve solunum yollarını temizleyip açacak vücut bakımlarını uygulaması gerekmektedir.

Bu uygulamalar arasında, okaliptüs yağı ile yapılan sıcak su terapisi de yer almaktadır. Bu terapide sıcak suyun altında yaklaşık yirmi dakika kadar beklenmeli ve sıcak suya mutlaka okaliptüs yağı karıştırılmalıdır. Bu sayede akciğerleriniz ve solunum yollarınız temizlenecektir. Bu terapiyi haftada bir kere yapmanız yeterli olacaktır.

Zatürre Kısa Cevaplar

Zatürre belirtisi : En büyük belirtisi gece terlemesidir.
Zatürre bitkisel tedavi : Yazı içeriğinde beslenme üzerinden bitkisel tedavisi anlatılmıştır.
Zatürre bulaşıcı mı : Bulaşıcı değildir.
Zatürre kaç günde geçer : Tedaviye göre 1 hafta ile 1 ay arasında tedavisi vardır.
Zatürre tedavisi ne kadar sürer : 1 hafta ile 1 ay
Zatürre başlangıcı : Gece terlemesi ve kuru öksürük.
Zatürre nedir kısaca : Akciğer iltihaplanmasıdır.

Spina Bifida Hastalığı

Spina Bifida Hastalığı – Nedir ?

Spina bifida, nöral tüp defektleri grubundan bir doğum kusurudur. Nöral tüp, beyin, omurilik dokularının tamamına verilen isimdir.

Nörel tüp gebeliğin ilk aşamasında oluşur ve 28 günde gelişimini tamamlayarak kapanır. Spina bifida bu noktada bu tüpün tam oluşmaması veya kpanmamasıdır.

Hastalığın şiddetini etkileyen faktörler şunlardır

• Nöral tüp defektinin yeri ve büyüklüğü,
• Derinin etkilenen alanı kaplaması,
• Omuriliğin içinden hangi sinirlerin etkilendiği ve dışarı çıktığı.

Spina Bifida Çeşitleri

Spina bifida oluşumlarına göre 3’e ayrılır.

1. Spina Bifida Occulta

Spina bifidanın Occulta türünde omurga kemikleri arsında boşluk görülür fakat spinal sinirlerde sorun olmadığı için fiziksel veya sinirsel rahatsızlık fazla görülmez. Görülebilecek sorunlar şunlardır.

– Omur hattında kıl tutamı,
– Yağ birikintisi,
– Omur üzerinde çukur, oyuntu,
– Sırt bölgesinde renk değişikliği.

Spina bifida occulta röntgen gibi yöntemlerle tespit edilir.

2. Spina Bifida Meningosel

Spina bifida Meningosel türünde omuriliğin koruyucu zarı membran omurlar arasından dışarı çıkmıştır. Basit bir ameliyatla çözülebilir. En az görülen türüdür.

3. Spina Bifida Myelomeningosel

Açık Spina Bifida olarak bilinen türdür. Bilinen en ağır şekli budur ve Spina Bifida denince akla gelen çeşitidir.
Omur iliği içine alan omurga kanalında boşluk vardır ve omur ilikle beraber membran buradan dışarı çıkar. Ağır fiziksel ve sinirsel hasarlar oluşturur. Gözlemlenen sorunlar şöyledir;

– Felç ,
– Bağırsak ve boşaltım sistemi bozuklukları,
– Nöbetler ,
– Skolyos, omurga bozukluğu, kalça bozuklukları.

Spina Bifidanın Nedenleri

Kesin bir neden ortaya konulmamış olsada öne çokan nedenler şunlardır.

– Irk. Spanik (İspanyol) ırkta fazlasıyla görülür.
– Irsi etkenler. Geniş aile içinde daha önceden görülmüştür.
– Folik asit eksikliği.
– Diyabet.
– Obezite.
– Gebelik erken dönemde vücudun yüksek ısı değişimleri. Hipotermi, sauna, hamam vb.

Spina Bifida Belirtileri ve Tespit Yöntemleri

– Kan Testleri : AFP düzeyi ölçülmeye çalışır
– Ultrason : AFP tespitinden sonra görüntülenmeye çalışılır
– Amniyosentez : En kesin ve tehlikeli yöntemdir.

Spina Bifida Ameliyatı ve Tedavisi

Occulta türü için tedavi gerekmez faka diğer türler için uygulanacak yöntemler şunlardır.

Ameliyat:

Meningosel türünde dışarı çıkan zarlar omurga kanalına koyulur ve bu bölge kapatılır..

Myelomeningosel türünde derhal müdahale edilir ve ameliyata alınır. Omurilik ve membran tekrar yerine koyulur bu bölge deri ve kas ile kapatılır. Bebeğin beynindeki basıncı kontrol edebilmek için omurilik üzerine şant yerleştirir.

Doğum öncesi ameliyat:

Gebeliğin 26. haftası itibariyle uygulanabilir. Bu son dönemde en çok tercih edilen yöntemdir. Ameliyat sonrası bebeğin hala en steril yerde olması ve içinde bulunduğu sıvının tedavi edici etkisiyle doğum sonrasında çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Spina Bifida Erken Önlemler

İlk folik asit alımı:

Folik asit alımı çok büyük oranda önlem için yeterlisir. Gebeliğin ilk 3 ayında takip ile sorunsuz bir doğum gerçekleşebilir.

Planlı Hamilelik :

Aile içinde Spina Bifida öyküsü olanlar mutlaka bunu doktorlarıyla paylaşılmalı ve önlemler alınmalıdır.

Spina Bifida Kaç Yıl Yaşar

Bu sorunu yaşayan bireyler çok hassas bir yaşam sürerler fakat ömürlerinin kısalması ile ilgili bir tespit ortaya koyulmamıştır.

Spina bifida problemi belki hiçbir belirti vermez ya da sadece küçük fiziksel engellere neden olabilir. Ancak çoğunlukla, ciddi fiziksel ve zihinsel engellere yol açmaktadır.

Unutulmaması gereken husus bu hastalığın çözümleri vardır.

Sorularınızı ve tecrübelerinizi yorum bölümünden yöneltebilirisiniz.

İdrar Rengi ve Anlamları

İdrar Rengi ve Anlamları

Tıbben idrar rengi nasıl olmalıdır? Kadın erkek fark etmez, idrar rengi açık sarıdan kehribar sarısı rengine kadar normal kabul edilir.

Vücudun dışarı attığı en steril madde idrardır. İdrarın rengi yediğimiz yemeklere, içtiğimiz içeceklere, yorgunluğa, hastalığa göre değişiklik gösterebilir.

Ürokrom idrara renk veren pigmentlerdir. Vücuttaki değişiklikler bu pigmenti etkiler.

Vücudun yaşadığı her duruma karşılık veren en iyi uyarıcı aslında idrarımızdır. Örnek olarak; gün içinde az miktarda su tüketmek idrarımızın koyulaşmasına sebep olur ve bu bize su tüketmemiz için bir uyarıdır.

Su Gibi ve Açık Sarı İdrar

İdeal idrar rengi budur. Açık sarı olmasıda ırk, coğrafya özelliklerine göre idealdir. Su tüketimi ve dengeli bir beslenme oladuğu ve hastalık olmaması durumun da idrar su gibi veya açık sarı olur. İstisnai bir durum varıdr ve dikkatli olmak gerekir. Eğer su tüketimin çok değilse ve idrarınız beyaz ise diyabet hastalığından şüphelenmelisiniz.

Yosun Rengi (Yeşil/Mavi) İdrar

Yiyeceklere bağlıdır. Hatta kokusunu bile değiştirebilir. Gıda boyası içeren yiyecekler tüketmek buna sebep olabilir. Bu durumla karşılaşıldığında gün içinde veya son 24 saat içinde ne tüketildiği düşünmek gerekir.

Kırmızı / Pembe İdrar

Kırmızı renkli gıda tüketmek temel sebeptir. Bağırsak hızlandırıcı yani kabızlık giderici, laktik asit (laksatif) içeren ilaç kullanılması durumunda görülebilir. Bu durumda önemli ve tehlikeli olan durum prostatınızın çok büyüdüğüne veya böbrek kanserine işaret edebilir.

Bulanık İdrar

Böbrek veya idrar yollarında bir sıkıntı olduğuna işaret eder. Bu durum 7 – 8 idrarınız böyle devam ederse mutlaka doktora görünmelisiniz.

Kahverengi veya Turuncu İdrar

Kırmızı renkli gıda tüketimi ve ilaç tüketimine bağlı olarak bu rengi alabilir. Portakal rengi idrarı sarılık ve susuz kalma bigi sağlık sorunlarına bağlamak mümkündür. Soğuk almak nedenlerinden biri olabilir.

Köpüklü idrar

Olması gerekenden veya bünyenizin kaldıracağından fazla protein tüketmeniz durumunda köpüklü idrar görülebilir.

Hangi durumlarda doktora gitmeli?

İdrar rengi değişikliği süresini takip etmek gerekir. Şüphelendiğiniz durum en az 7 veya 8 idrar devam etmelidir. (Kan olması durumu hariç. Bu durumda direk doktora gitmelisiniz.). Özellikle beslenme alışkanlıklarınızdaki değişimi değerlendirmelisiniz. Ayrıca hastalık tedavisi ve ilaç kullanımı dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Hastalığın rengi değiştirebileceği gibi ilaçlarda değiştirebilir.

İdrarı kontrol ederken nelere dikkat etmeli ?

– Sıklığını takip etmelisiniz ?
– İdrara çıkarken zorlanma ve acı hissediyor musunuz ?
– Hissettiğinizden az idrar mı çıkarıyorsunuz ?
– Gece sık sık uyanarak mı idrara gidiyorsunuz ?
– Fazla miktarda mı idrara çıkıyorsunuz?
– İdrar kaçırma olmaya başladı mı ?

İdrar renk değişimleri soğuk kanlı şekilde takip edilmeli nedenleri bulunmalı, yukarıdaki belirtiler varsa doktora başvurulmalıdır.

pembe idrar, kahverengi idrar, idrar rengi neden koyulaşır, idrar rengi beyaz, idrarın koyu sarı olması ve kokması, idrar rengi su gibi

Burun Neden Akar

Burun Neden Akar

Burun içi zarı ve burun kılları solunum esnasında vücuda girebilecek olan zararlı partükül, ajan ve mikropları engellemeye çalışır ve bunu yapmak içinde mukus (sümük) üretir. Aslında bu vücudun bir çeşit savunma sistemidir. Yetişkin bir vücut günde 1 lt mukus üretir. Bu sıvı normal şartlarda burunda bulunan kıllar ile genze yönlendirilir. İşte durum böyle bozulduğunda neler olur inceleyelim.

Burun Akıntısının Sebepleri

Soğuk Algınlığı – Grip : Soğuk havalarda vücudu ısıtmak için kan hareketi çoğalır. Burun kılları yavaşlar ve sıvıyı geriye doğru itemez ve burun akıntısı başlar.

Alerji : Alerjik duruma göre değişir ve solunum yoluyla burundan giren ajanları atma refleksidir.

Acı Yemek : Acı yiyecek içinde bulunan kapsaisin vücudun ürettiği mukusu inceltir. Burun kılları bu sıvıyı burundan akmasını engellemede yetersiz kalır. Az olsa da akıntı devam eder.

Ağlarken : Gözler kendi nemini korumak için devamlı sıvı üretir. Ağlama durumunda da bu sıvı üretimi fazlalaşır. Bu durumda sıvının bir miktarı genze akarken bir kısmı da burun kanalına akar. Böylece ağlamaya bağlı burun akıntısı oluşur.

Kısa Kısa Cevaplar

Grip olunca neden burnumuz akar : Sebepleri yukarıda anlatılmıştır.
Gripken burun akmasını önlemek : Hastalığın nedenlerini bulup önce bunun tedavisine başlamak gerekir.
Burun neden sürekli akar : Eğer bu kronik bir durumsa üretilen mukus miktarı fazladır. İkinci bir sebep ise burun kılların fazlasıyla yıpranmış durumda olabilir. Her iki nedeninde tedavisi içinde doktora başvurmak gerekir.

At Nalı Yengeci Özellikleri

At Nalı Yengeci Özellikleri

Bilim dünyasında bilinen adıyla Limulus Polyphemus. Bir yengeç mi yoksa örümcek türü mü oldu halen tartışma konusu olan bu canlı 450 yıldır hiçbir değişiklik göstermediği için bilinen evrim geçirmemiş en yaşlı hayvandır. Ortalama ömrü 40 yıl olan bu deniz canlısı en çok Meksika sahillerinde yaşar.

At Nalı Yengecinin Kanı Ne Renk ?

– Kanı Mavi renklidir. Çünkü kanında kırmızı renk veren demir yerine bakır vardır.

– Kanı tıp alanında kullanıldığı için çok değerlidir. Litresi 15-20 bin dolar civarındadır.

– Son yıllarda nesli tükenmek üzere olduğu için tıbbi firmalar at nalı yengeci kanının 1/3’ünü aldıktan sonra tekrar doğaya bırakıyor. Fakat bırakılan hayvanlarında 1/3’ü hayatını kaybetmektedir.

At Nalı Yengecinin Kanı Ne İşe Yarar ?

En Çok İnsan Kurtaran Canlı !

– Bu canlının bağışıklık sistemi yoktur. Onun yerine LAL adı verilen bir madde vardır.Bu madde virüs ve mikrobu tespit ettiği anda etrafını sarar ve pıhtılaşır.

– Bun madde 1 milyar bakteri içinde zararlı 1 bakteriyi bulacak kadar yeteneklidir. Ayrıca bunu tespit etmesi en fazla 45 dakika sürer. İşte bu nedenle ilaç ve medikal ürün üreten firmalar tarafından tıbbi amaçla kullanılacak herhangi bir şeye mikrop bulaşıp bulaşmadığını anlamak için kullanılır.

– Tıbbi ürüne bir miktar LAL maddesi uygulanır ve sonuca göre hareket edilir. Kısacası medikal ve tıbbi ürünlerin steril olmasını bu canlıya borçluyuz.

– Kanserin tespiti ve antibiyotik üretiminde de kullanılır.

Daha Bir Çok Özellik

-Limulus Polyphemus her ne kadar tek gözlü demek olsa da 10 adet gözü vardır.

– Paleozoik çağdaki formuyla şu anki hali arasında fark yoktur. Yaşayan fosil olarak bilinir.

– Eti yok denecek kadar azdır ve yenmez.

– En romantik canlıdır. Sadece dolunayda ve mehtaplı gecelerde çiftleşir.

– Sıcağa soğuya çok dayanıklıdır.

– Açlığa 1 yıl dayanabilir.

– Denizde yenebilecek ve kendisinden küçük her şeyi yer.

– Çok kirli suda yaşayabilir.

– Hastalık sonucu ölmez.

– Bu nedenlerle hiç mutasyona uğramamıştır.

– Sunii olarak yetiştirilmektedir. Çiftlikleri vardır.